Demokratik Açılım Görüşmeleri

14/11/2009 (Kategori: ANI)


Demokratik açılım görüşmeleri sırasında iktidar partisi sözcüleri açılımın ne olduğunu anlatmak yerine muhalefete sataşmak, saldırmak, gerilimi artırmak hatta protesto eden milletvekillerini dava ile tehdit etmekle uğraştılar. Demokrasiden bihaber olanların değil demokratik açılım yapmak demokratik bir hareket bile yapamayacakları kanısındayım.

Ölüm ve İnsani Tepkiler

8/7/2009 (Kategori: ANI)


Babamın ölümünün ardından yaşadıklarım beni bu yazıyı yazmaya itti. Bir arkadaşınızın, komşunuzun, yakınınızın öldüğünü öğrendiğinizde ne yapar insanlar?

Kimi olayı bir SMS mesajı ile karşılar. Bu mesajlarda bazen biraz duygu kırıntıları olur, çoğunlukla resmi mesajlardır.

Kimi telefon açar. Böyle bir durumda ne diyeceğini bilemeyen de çoktur. Kimi "geçmiş olsun" der. Kimi kendince teselli edecek bir şeyler söyler. En kızdıran soru da "Nasılsın?" sorusudur bu anda. "Babam ölmüş nasıl olayım!"

Kimi cenazeye katılmaya çalışır. Oldukça uzak bir Anadolu kentinde ve hafta sonu olduğundan benim arkadaşlarımdan cenazeye katılan olamadı.

İnsanlar bu ilk tepkiden sonra çoğunlukla konuyu yeniden deşmek istemez. Halbuki ölenin yakınının konuyu konuşmak, anılarını anlatmak ve hatta birazda ağlamak ihtiyacı vardır. Bu paylaşımdan kaçınmak pek de onun duygularına yaramaz sizin anlayacağınız.

Sevgi paylaşılarak çoğalır, Acı paylaşılarak azalır.

Kalın Sağlıcakla.

SGK Gerçekten Birleşti mi?

27/6/2009 (Kategori: ANI)

Sosyal Güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması ve emeklilik uygulamalarının en üst standartda birleşmesi gerçekten çok önemli idi. Ama çıkan SGK yasası ve SGK bunu gerçekleştirdi mi?

Kocaman bir HAYIR! 3 kurumun; SSK,Emekli Sandığı ve Bağkur birleşen SGK web sitesinde bile sorguları ayrı ayrı yapılıyor. Sistem sizin emekli sandığı primleriniz ile SSK primlerinizi bile otomatik olarak birleştiremiyor. Emeklilik koşulları ve maaşları arasındaki ciddi farklar sürmekte. Yani tam şark işi, göstermelik bir üst kurum söz konusu.

Babamın vefatı nedeniyle yapılan cenaze nakil masraflarını nasıl alacağımız hakkında geçen hafta önce Emekli Sandığı'na oradan SGK'nın eski SSK binasına gönderildim. Orada neredeyse beni bir dövmedikleri kaldı. "Git Emekli Sandığından al.Burada SSK dışındakilere bakmıyoruz." diyen görevliye onlar buraya gönderdi deyince "Git o gönderene o ödesin paranı." diye fırça yedim. Nasıl böyle konuştuklarını sorunca ses daha da yükseldi. Velhasıl 4 adres dolaştıktan sonra bana yapılması gerekeni anlatan bir görevli bulamadım. Daha sonra tanıdıklar aracılığı ile uygulamayı öğrendim.  Meğer ölüm yardımı olarak ödeme yapılacakmış.

Her binası ayrı kurumlara bakan, hiç bir çalışanının bir üst kurum oldukları bilincinde olmadığı , çalışanlara, vatandaşa hizmet yerine fırçalamayı hak sayan bir kurumdan başka ne beklenir ki? Bari bunu başarı diye bize yutturmayın.Öfkeli

Babamı Kaybettik

19/6/2009 (Kategori: ANI)


Benim babam emekli bir subaydı.  Zaman zaman askeri kamplarda annemle babama kısa süreli eşlik ederdim. Geçen hafta Cuma günü başlayan kampa birlikte gittik.  O gün çok güzel geçti hepimiz için. Babam "Cennet gibi bir yer. İyi ki gelmişiz." demişti. Cumartesi sabaha karşı saat dörtde kalp yetmezliği sonucu öksürmeye başladı. Gerek bizim, gerekse yetişen kamp doktorunun çabaları sonuç vermedi ve ilçe hastanesine götürülürken yolda ,annemin omuzunda sonsuz uykuya daldı babam. Pazar günü memleketde toprağa verdik babamı. Sevenleri her yerden gelerek cenazeye katıldı.

Babam 1931 doğumludur. Dedem memleketimizde ilk yeni türkçe öğreten öğretmenlerdendir. Askerlerin pek kitaba ve okumaya düşkün olmadığı o yıllarda babam maaşının önemli bir bölümünü kitaplara ayırıyordu. Bana, abime ve erkek kardeşime okuma sevgisi babamdan geçmiştir. Son ana kadar okumayı sürdürdü. Kampa babam için getirdiğim "Çivisi Çıkmış Dünya" kitabına başlamıştı. Ölümünden sonra baktığımda 30 sayfa okuduğunu gördüm.

55 yıldır evli olduğu annemi çok sever ve onsuz yapamazdı. Ona şiirler yazar, çiçekler alırdı.

Şair yanı çok güçlü olam babam yüzlerce şiire imza atmıştı. Çok sevdiği bacanağının ardından yazdığı bir şiiri aşağıya alıyorum. (HANİ)
"
Hani düğüne gidecektik İzmir'e gençlerin şenliğine
Bir sevgi çemberinde olacaktık birlikte
Hani Dikili'ye gidecektik kurban bayramında
Bülbül seslerini dinleyecektik sabah uyandığımızda

Bahçede çimenler, güller arasında
Hani yazlık yaptırdığın Kepez de
Çamlar arasında Antalya sıcağında memleket davalarını çözecektik bir arada
Akşamları ayın tepsi gibi göründüğü balkonda içkimizi içecektik mehtapta

Hani briç oynayacaktık birbirinden iyi briççiler arasında
Sözünden dönmezdin sen ama ne girdi aramıza
Bizden usandında mı gittin o geri dönülmez diyara
Sensiz yaşamak zindan gibi geliyor insana
"
 
Briç oyununa merakı ileri safhada idi. Arkadaşı ile birlikte hazırladığı ama yayınlayamadığı bir briç kitabı var babamın. Son 6 yılda internet üzerinden briç oynuyordu. Masasında bulduğum notlardan Vietnamlı oyuncu Long Toni ile bile oynadığını anlıyorum. Briç sırasında oyunla ilgili chatleşmek için İngilizce terimler öğrenmeye, onları kaydetmeye başlamıştı. Her seferinde daha sistematik hazırladığı 3 defter vardı. 4. defteri de hazırlamış ama daha başlayamamış.

Babam son 12 yıldır kalbinde Anevrizma taşıyordu. Her ana patlamaya hazır bir bombayı vücudunun içinde taşıyan bir insan. Buna karşın hiç bir zaman hayatdan kopmadı; her zaman bizlere doğru, dürüst , aydın, sorgulayan bir tavır öğütledi. Son zamanlarda ki uygulamalar onu çok çok üzüyordu. Blog sayfama zaman zaman bırkatığı isimsiz yorumlar benim bu konudaki duygu ve görüşlerimi paylaştığını gösteriyor.

Nur içinde yatsın. Anneme, kardeşlerime , yakınlarımıza baş sağlığı diliyorum.

İkinci Dil

14/1/2009 (Kategori: ANI)


Bir iş seyahati için İsveç'te idim bir süre önce. Akşam müşterilerimizle yemeğe gitmiştik. Finlandiya'lı olan müşterilerimizden biri İsveçce konuşulanları anladığında ona İsveçceyi nasıl öğrendiğini sordum. Oda onlara ilk öğretimde zorunlu 2. dil olarak İsveçcenin öğretildiğini söylemişti. Bu bana oldukça ilginç gelmişti.

Kürtçe TV, okullarda eğitim vb.nin konuşulduğu bu günlerde bu anı aklıma geldi. Araştırınca Finlandiya'da İsveçce konuşan azınlığın nüfusun sadece %6'sı olduğunu öğrendim. Ona karşın insanlar bir birini anlasın diye zorunlu olarak ikinci dil dersi veriliyor herkese.

Ne dersiniz Kürtçe zorunlu 2. dil olsa okullarda, biz de tam sayısı belli olmasa da %6'nın çok çok üstünde olduğu kesin olan  ana dili Kürtçe olan insanları daha iyi anlarmıyız? Belki önce seçmeli 2. dil dersi olarak başlar uygulama. Bu sorunun çözümüne oldukça pozitif katkı sağlamaz mı?

Google

Image Hosted by ImageShack.us Technorati Profile Add to Technorati Favorites